Yrd. Doç. Dr. Murat KUMBASAR

    Namaz; Müslümanlar tarafından belirli şartları ve şekilleri yerine getirilerek, bedenle yapılan bir ibadettir. Yüce yaratıcımız olan Allah’a yakınlaşmak ve O’na olan sevgimizi somutlaştırmak için namaz kılarız. Allah’ımızın bize verdiği hayat, sağlık, mutluluk, sevgi gibi sayısız nimetlerine teşekkür etmek için namaz kılarız. Bütün ibadetlerde olduğu gibi namaz da biz insanları bireysel ve toplumsal açıdan eğitmek için emredilmiştir. 
        Namaz insanın duygu dünyasını zenginleştirir. Namaz insanın davranışlarında bilinçli olmasını sağlar. Namaz birlikte yaşama ve dayanışma bilincini geliştirir. Namaz temizliğe alıştırır. Namaz zamanı iyi kullanmayı öğretir. Namaz ibadeti bizim müspet duygulara sahip olmamızı kolaylaştırır. Namazı sadece Allah’ımız için kılarız. Bu da O’na ve yarattığı varlıklara karşı sevgi ve saygı duymamıza neden olur. Namazla başta Allah’ olmak üzere bize yardım ve iyilik eden herkese karşı teşekkür etmeyi öğreniriz. Namaz Allah’la ve dışımızdaki insanlara dostluk ve muhabbet duygumuzun gelişmesine katkıda bulunur.
       Muhakkak ki Allah’ın varlığına, birliğine inanmak farzların en büyüğüdür. Bundan sonra farzların en büyüğü ise, namazdır. Namaz, imanın alâmetidir, kalbin nurudur, ruhun kuvvetidir, müminin miracıdır. Mümin, namaz sayesinde Allah’ın manevi huzuruna çıkabilmektedir. Müminler için bu, en yüce bir şereftir. Bütün hakiki dinler, insanlara namaz kılmalarını emretmişlerdir. Biz Müslümanlara ise, namaz Hz Peygamber (S.A.V.)’in miraç gecesinde beş vakit olarak farz kılınmıştır.

     Kuran-ı Kerim’de namazın kılınması yetmiş ayette emredilmektedir. Meselâ Ankebut Sûresi 45. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:“Resulüm! Sana vahiy olunan Kur’an ayetlerini güzelce oku ve namazını erkân ve âdabına riâyetle kıl, şüphe yok ki namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor” Hadis-i Şeriflerde de namaz çokça geçmekte ve kendine has yerini almaktadır. Meselâ onlardan bazısı şöyledir:“Namaz, dinin direğidir”, “Kim onu terk ederse, dinini terk eder”, “Namaz, cennetin anahtarıdır”, “Namaz, her hayrın anahtarıdır”, “Namaz, müminin miracıdır”, buyrulmaktadır. Yine, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur; “Beş vakit namaz kılan, evinin önünde bol miktarda akan tatlı bir suda günde beş defa yıkanan gibidir, bu adamda kir namına bir şey kalır mı?” deyince sahabiler: “Hayır, bir şey kalmaz dediler”. Hz. Peygamber (s.a.v.) de: “İşte su, kiri giderdiği gibi beş vakit namaz da günahları giderir” buyurdu (Müslim). Bu mühim ibadeti yerine getirenler, Allah’ın büyük lütfuna ve rahmetine ereceklerdir. Bunu kasten terk edenler de çok şiddetli azaba müstehak olacaklardır. Müslüman çocuklarına namaz kılmayı öğretme konusunda, Hz Peygamber’in şu tavsiyesi daima akılda tutulmalıdır: “Çocuklarınız- yedi yaşına girdiklerinde onları namaz ile emredin ve yataklarını birbirinden ayırın…” (Ebu Davud) Hz. Peygamber (s.a.v.)’in; “Allah Teala muhakkak ki, Müslüman olan erkeğe ve kadına günde beş vakit namazı farz kılmıştır” buyurduğu hepimizin malumudur. Namaz, başta Kur’an olmak üzere, zikir, tesbihat, temizlik, sosyal ilişkiler, disiplin, tertip ve zaman yönetimi gibi birçok yönü olan câmî bir ibadettir. Dahası diğer ibadetler içerisinde en sık ifâ edilenidir. Haccı ömürde bir kez yapsanız oluyor. Zekâtı senede bir kez veriyorsunuz. Orucu, hakeza, senede bir ay tutuyorsunuz. Ama namazla günde beş defa buluşmak zorundasınız. Başka bir nokta daha var. Bahsettiğim ibadetlerin hepsinde belli şartlar var. Nisaba malik olmak, güçlü ve kuvvetli olmak vb. Ama namaza gelince ima ile bile olsa kılmamız isteniyor. Hani göz kapaklarınızı kaldırıp indirmeye mecaliniz olsa; bu halde bile göz kapakları ile namaz kılmak gerekiyor. Bu namaza özel bir önem atfetmemiz gerektiğini gösteriyor. Namaz, ibadetler içinde belki diğerleri ile kıyaslanamayacak derecede önemli bir ibadet. Namaz, yaratılışın gayesi olan ibadetin özüdür. Bu yüzden gözümüzü açıp etrafımızı algılamaya başladığımız ilk andan itibaren namaza muhatabız. Muhtemelen bu yüzden namaz küçük yaşlarda emrediliyor.

   Namazın namaz içi ve namaz dışı olmak üzere iki boyutu var.”Onlar ki namazlarında devamlıdırlar” ayet-i kerimesinin sadece namaza devam etmek olarak değil, namaz halini namaz dışında da devam ettirmek şeklinde anlamak gerekir. Bu anlamda namaz kendine ait disiplini, tertibi, zamanlaması vb. ile hayatı da tanzim eden, etmesi gereken bir ibadettir. Cami ve cemaat boyutu zaten malumumuz olan bir husustur. Cuma da hakeza öyledir. Namazdaki saf düzenimiz, bir imamın arkasındaki duruşumuz ve birbirimize sıkı sıkıya, omuz omuza bağlı oluşumuz, cemaat ruhuna ve şuuruna sahip olduğumuzun bir ispatı olsa gerekir.

    Namaz eksenli bir hayatın kendine ait, asla başka bir hayata benzemeyecek bir dinamiğe sahip olduğu, yadsınamayacak bir gerçektir. Namazlı bir hayat, namazsız bir hayata göre çok farklıdır. Namazlı bir hayat,  hayatı, hayatın sahibine teslim etmek demektir. Hayatı, sahibine teslim etmiş birisinin hayatında hiç ummadığı bereketler, çıkışlar, açılımlar ve fütuhat olur. Namaz markalı hayatlar, ebediyen pörsümeyecek hayatlardır. Rabbimizin üzerinde bu kadar çok durarak emrettiği bu ibadeti, ihmal etmek büyük bir suçtur. Hem kendimize hem de Rabbimize karşı işlediğimiz büyük bir suçtur. Bizi yaratan bize sonsuz nimetler bahşeden Rabbimiz, bizi günde beş defa huzuruna çağırmaktadır. Bu davete icabet etmemek, ne büyük bir gaflettir! Yakın bir komşumuzun, arkadaşımızın davetini bile reddetmezken Allah’ın bu davetini nasıl ihmal ederiz. Rabbim bizleri bu davete icabet eden, hakkıyla namaz kılan, namazındaki ihlâs ve samimiyetini hayatına yansıtan kullarından eylesin. (Âmin)

                                                                                   Yard. Doç. Dr. Murat KUMBASAR

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile