İnsanlar
arasında sevilmeye en layık olan, hiç şüphesiz on sekiz bin âlemin yüzü suyu
hürmetine yaratıldığı, iki cihan peygamberi, Allah-ü Teâlâ’nın Habibi Rasulullah’tır.
O,
Allah'ın sevgilisi olduğu gibi Allah’ı ve ahireti umanlar için de en güzel bir
örnektir.(1) Onu sevmek, imanın gereğidir ve kâmil imanın
göstergesidir. İki cihanın Efendisi; “Allah’a
yemin ederim ki; sizden hiç kimse beni ana-babasından, evladından ve bütün
insanlardan daha çok sevmedikçe gerçek iman etmiş olamaz”(2) buyurmuştur.
Allah-ü
Teâlâ’da, Resulüne itaatin kendisine itaat olduğunu, ona isyanın da kendisine
isyan olduğunu bildirerek(3) Allah
Resulü’ne sevgi ve itaat göstermemizi emretmektedir. Başka
bir ayette de, “Resulüm de ki; eğer
Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı
bağışlasın”(4) buyrularak Resulullah’ı sevmenin ve ona tabi olmanın, Allah’ı
sevmek ve Allah tarafından sevilmek için gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Allah Resulü, ümmetine karşı çok şefkatli ve merhametliydi. O, doğumundan “Refik-i Âla”sına
ulaşacağı ana kadar ümmetini düşünmüş, kurbanına ümmetini de katmıştır. “And
olsun, size içinizden öyle bir peygamber geldi ki zahmet çekmeniz onu üzer.
Üzerinize titrer. Müminlere çok şefkatli ve merhametlidir.”(5)
Elbette değer verene değer
verilir, seven sevilirdi. Allah Resulü, ümmetini
ümmeti de onu çok seviyordu. O ve ona ait her şeye derin bir muhabbet besliyordu.
Sahabe-i
kiram, Resulullah’tan hatıra kalan ne varsa onu koruyup teberrüken saklamışlardı.
Hz. Peygamber tıraş olduğunda, mübarek saç ve sakalının tellerini yere
düşürmeden kapışmışlardı. Bunların bir tekine sahip olmayı bütün dünyaya
değişmeyeceğini söyleyenler vardı. Ayrıca savaşta yardım etmesi için “lıhye-i
saadeti” sarığına koyan, ölüm anında şefaat dilemek için ağzına koyup “dar-ı
beka”ya öylece göç edenler de vardı.
Yine
Allah Resulu’nun validelerimizden Ümm-ü Seleme’de bir miktar saçı, Hz. Aişe’de
ise bir hırkası bulunduğu ve insanların bunları teberrüken yüzlerine gözlerine
sürdüğü bilinmektedir.
Bunun
gibi Hz. Peygamber'e ve diğer peygamberlere, bazı sahabi ve İslam büyükleriyle
Haremeyn-i Şerifeyn’e ait eşyalara, “Emânât-ı Mübareke” veya “Emanat-ı
Mukaddese” yani Mübarek Emanetler veya Mukaddes Emanetler denmektedir.
Ümmeti olmakla övündüğümüz Efendimizden bize kalan her hatıra, onunla
buluşamayan bizler için birer teselli ve ümit kaynağıdır.
Mukaddes
Emanetlerin büyük bir kısmı Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethetmesini
müteakip hilafet ve Haremeyn’in Osmanlılara geçmesiyle İstanbul’a
gönderilmiştir. Mısır’ın Fethi sırasında Kansu Gavri’nin, Mağrib’e kaçırtmak
için İskenderiye Kalesi’ne gönderdiği Mukaddes Emanetler bulunmuş ve Yavuz
Sultan Selim’e teslim edilmiştir. O büyük Sultan, “Şefaat Ya Resulullah”
diyerek bunları yüzüne gözüne sürmüş ve kendi eliyle mühürlemiştir. Bu sırada
Osmanlı hâkimiyetini tanıyan Haremeyn Şerifi II.Berekat da, çoğunluğu Kabe’ye
ait emanetleri Sultan’a göndermiştir.
Mukaddes
Emanetler, zamanla Peygamber aşığı devlet adamlarının satın alması ve hediyelerle
çoğalmıştır. Son olarak da, I.Cihan Harbi sırasında Medine müdafii Fahreddin
Paşa’nın Medine’deki Mukaddes Emanetlerin, İngilizler ve asiler tarafından
yağmaya uğramaması için Payitaht'a göndermesiyle sayısı artmıştır. Mukaddes
Emanetler bugün Topkapı Sarayı’nda, 605‘i Mukaddes Emanetler Dairesi (Has Oda) olmak üzere, çeşitli bölümlerde
sergilenmekte ve korunmaktadır. Ayrıca Eyüp Sultan ve I.Abdülhamid Han’ın
türbelerinde Kadem-i Şerifler, Hırka-i Şerif Camiinde Hz. Peygamber’in Veysel
Karani’ye hediye ettiği “Hırka-i Saadet” ve İstanbul ile Anadolu’nun
çeşitli yerlerinde Sakal-ı Şerifler de bulunmaktadır.
Ecdadımız,
bu emanetlere ziyadesiyle ehemmiyet verip onları süsleyerek korumuşlardır. Yavuz
Sultan Selim, Topkapı Sarayı'nda kendisine ait olan “Has Oda”yı Emanat-ı Mübareke için tahsis etmiş, burada 24 saat Kur'an-ı
Kerim okunması için 39 görevli tayin etmiş ve 40.’sı da kendi olmuştur. Has
Oda, sarayda Enderûn’un en kıdemli ağalarının gözetimine verilmiş, bu
ağalar, emanetlerin muhafazası ve temizliğine memur kılınmıştır. Temizlik
sırasında toplanan tozlar, özel olarak yapılmış toz kuyusuna atılarak
ayakaltına alınmasına izin verilmemiştir.
Cihada
çıkılacağı zaman Sancağ-ı Şerif ve Hırka-i Şerifler çıkarılır, teberrüken ve
manevi yardım için orduyla birlikte götürülürdü. Ayraca Peygamber Efendimizin
halifesi olan padişahların teneşiri, Has Oda önünde toz kuyusuna
bitişikti. Padişahlar, ahiret yolculuğuna da Allah Resulü’nün hatıraları önünde
çıkarlardı. Ecdadın Resulullah sevgisini ifade etmeye şu misal yeterlidir:
Sultan
I.Ahmed, Hz Peygamber'in ayak izinin resmini yaptırıp sarığına koymuş ve şu
şiiri terennüm etmiştir:
N’ola tâcım gibi başımda götürsem
dâim,
Kadem-i nakşını ol Hazret-i Şâh-i
Rusülün,
Gûl-i gülzâr-i Nübüvvet ol kadem
sahibidir,
Ahmeda, durma yüzün sür kademine ol
gülün.
Hırka-i
Saadetler, Sakal-ı Şerifler, Hz. Peygamber'in hükümdarlara gönderdiği Name-i
Saadetler, Resulullah’ın Uhud’da şehid olan mübarek dişleri, Naleyn-i
Saadetler, Hz. İbrahim'in tenceresi, Hz. Musa'nın asası, Hz. Yusuf'un sarığı,
Hz. Yahya'nın kafatası ve kol kemiği, Hz. Peygamber'in, Hz. Davud'un, Çehar-ı
Yar-i Güzin ve Sahabe Efendilerimizin kılıçları, Hz. Osman'ın şehid edildiği
Kur'an-ı Kerim, Hz. Hüseyin'in gömleği, Hz. Fatıma'nın gömlek ve hırkası, Kâbe’nin
örtüsü, kilit ve anahtarları, altınoluk ve Hacer-i Esved mahfazası Emânât-ı
Mübâreke'den bazılarıdır.
Unutulmamalıdır
ki, Allah Resulü’nün şu müjdesi de, onun emanetlerine sahip çıkanları için ümit
kaynağıdır:
“Kişi sevdiğiyle beraberdir.”(6)
Halil
İbrahim AKBULUT
--------------------
1-Ahzab-21.
2-Buharî, İman 8; Müslim, İman 70.
3-Nisa 80, Maide 92, konu ile ilgili bir çok ayet vardır.
4-Âl-i İmran-31.
5-Tevbe-128
6-Tirmizi, Daavat, 98.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




Yorumlar
Bu emanetler bize Hristiyanlardan ge çmiştir. Hristiyanlar da, bizler gibi Peygamberler, azizler ve kutsal kimselerin "Rölik" denilen, naaş, kemik ve eşyalarını saklar, korur, tezyin eder ve kiliselerde saklarlardı...
şu an Hz. Yahya'nın Mübarek kolları ve Kafatası kemiği, Topkapı Sarayında Mukaddes Emanet dairesinde sergidedir. Görebilirsin iz. Üzerindeki Kaplamalar ve işlemeler Bizans işidir ve üstündeki yazıları görebilirsin iz...
Bu güzel yazınızı "Reyhan"da okumuş, istifade etmiştim...Emeğinize sağlık...
yukarı-)aki cümlenin bana kaynagını iletirseniz cok ama cok sevinirim...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.