Saim ERDURU

“Zeitgeist The Movie” ve zeitgeizardından “Zeitgeist Addennum” belgeselleri ile kendini ifşa etmiş olan “Zeitgeist Hareketi” nedir, belgesellerdeki iddialar ne kadar tutarlıdır?


Zeitgeist, iddia, özellikle din konusunu işlerkenki üslubu itibariyle esasında kendisinin ne kadar ciddiye alınması gerektiğini ilan etmektedir.  Gerçek; doğru bilgiye dayanır. Doğru bilgi ile gerçeği ortaya koymaktan aciz iseniz, alaya başvurmakla, ancak kendi gerçekliğinizi alay konusu yaparsınız.

Din

Din nedir? Zeitgeist’e göre din; insanlar tarafından oluşturulmuş sosyal kurumlardan herhangi biridir. Yapıldığı yer esas alındığı zaman doğru bir tanım. Zeitgeist’e göre din “Kilise Hıristiyanlı”ğından ibaret. Bu noktanın altını özellikle çizelim; Zeitgeist “Kilise Hıristiyanlığı” üzerinden indirgemeci ve kategorize edici bir zihniyetle genel bir din eleştirisi yapmaktadır. Bu tavır bilimsel değildir; salt ideolojiktir.

Hıristiyanlık-Kilise Hıristiyanlığı

Kilise Hıristiyanlığı Hz. İsa’dan çok sonraları din adamları tarafından oluşturulmuş ideolojik bir dindir ve Zeitgeist’te de belirtildiği gibi -birçok yönü ile- paganisttir. Bu gün Hıristiyanların inandığı İsa, “Hz. İsa”  değil mitolojik bir İsa’dır. Bu konuda Zeitgeist’tin açıklamalarına aynen katılıyoruz.

Hz. İsa’nın mitleştirildiği-ilahlaştırıldığı son peygamberin -Hz. Muhammed- tebliğ ettiği son kutsal kitap –Kur’an- da 1400 yıl önce zaten beyan edilmişti. Kuran’ın beyanına göre ilk peygamber Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberler “tek bir dini” tebliğ etmiştirler insanlara. Bu din; Allah’ın birliği, ahiret hayatının gerçekliği ve bütün peygamberlere imandan ibaret olan tevhid dinidir ve Allah bu dini İslam olarak isimlendirmiştir(peygambere iman içinde meleklere imanı ve kitaplara imanı da barındırır).

Şimdi asıl soru şu; “Kilise Hıristiyanlığı’nın” paganist ve mitolojik öğeleri barındırıyor oluşu “tarihte” gerçekten İsa isminde bir “peygamberin” yaşamadığının kanıtı olabilir mi?

Bu sorunun cevabına geçmeden önce bir soru daha soralım; kilise kurumu (Hıristiyanlığı temsil eden din adamları sınıfı) son peygamber Hz. Muhammed’i neden kabul etmiyor?

Aslında bu sorunun cevabı gayet açık. Zeitgeist’te de belirtildiği gibi (ki onlar “din” demişler ancak söz konusu olan Kilise Hıristiyanlığı, daha özelde ”kilise”dir)  “kilise” milyar dolarlarla oynar, hiç vergi vermez ve sorgulanamaz. Kilise; Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olduğundan beri insanları, “yönetimi elinde bulunduranlarla beraber” sömüren bir kurum olmuştur. Bu bugün de geçerliliğini devam ettirmektedir. Kilise biliyor ki; son peygamber Hz. Muhammed ve onun tebliğ ettiği din İslam, kilisenin kurmuş olduğu denetim ve sömürü düzeninin devamına engeldir. İslam’da Allah ile kul arasına hiç kimse giremez, kul ibadetinde de duasında da doğrudan doğruya rabbi ile kendisi muhataptır. Bu durumun insana vermiş olduğu özgürlük hissi ise kilisenin “kölelik sisteminin” çökmesidir.

Yukarıdaki ilk sorumuzun cevabını aramaya geçmeden önce bir parantez açalım. Sıradan insanların tabiatında “üstün bir takım meziyetleri olan insanları” mitleştirme-ilahlaştırma temayülü vardır. Tarihte birçok mitolojik kahramanın, ilahlaştırılmış kadın ve erkeklerin-tanrı ve tanrıçalar- varlığı insanın bu zafiyetinin eseridir. İnsanın bu zafiyetini çok iyi bilen son peygamber Hz. Muhammed ashabına yer yer şu uyarılarda bulunmuştur; “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı ilahlaştırdıkları gibi siz de sakın beni ilahlaştırmayın, ben kurulmuş et yiyen bir kadının oğluyum, bana sadece Allah’ın kulu ve resulü deyiniz.”

Ne kadar harikadır ki Hz. Muhammed kulluğunu resullüğünden önce vurgulamıştır.

Bu durumun kuranda da güzel bir örneği vardır. İnkârcılar; Allah bir beşeri mi resul olarak gönderdi diye sorarlar. Kur’an’da verilen yanıt müthiştir; “yeryüzünde gezip dolaşanlar melek olsa idi biz de resul olarak bir meleği gönderirdik”

Asıl sorumuzu yineleyelim; “Kilise Hıristiyanlığının” paganist ve mitolojik öğeleri barındırıyor oluşu “tarihte” gerçekten İsa isminde bir “peygamberin” yaşamadığının kanıtı olabilir mi?

Zeitgeist’in Hz. İsa’nın gerçekten yaşamış biri olmadığını dayandırdığı delilleri nelerdir;

1- Hıristiyanlığın İsa’sı aslen Mısır Mitolojisi olmak üzere benzer bir çok farklı uygarlıkların mitolojik kahramanlarından araklanmış bir figürdür.

2- Söz konusu mitolojik kahramanlar astrolojik-astronomik birer alegoridir.

3- Tarihte İsa peygamber olarak birinin yaşadığına dair tarihi bilgi belge –tarihçilere ait- yoktur.

İddia-1

“Gerçek şu ki İsa Gnostik Hıristiyan mezhebinin güneş tanrısıdır. Ve diğer pagan tanrıları gibi mitolojik bir figürden ibarettir.”[The Movie]

Zeitgeist’in Hz. İsa’nın bir takım mitolojik kahramanların kopyası olduğu iddiasını mısırlı Horus ve Persli Mitra bağlamında ele alalım.

Zeitgeist’in anlattığı Horus, İncillerde anlatılan İsa’nın aynı. Ancak Horus ile ilgili bilgiler yalnız Zeitgeist’in anlattıklarından ibaret değil. Vikipedia’ya bakılırsa pek de İncil’de anlatılan İsa’ya benzemiyor. Bu da Zeitgeist’in anlatımının özel olarak kurgulandığı izlenimi veriyor. Ama biz Zeitgeist’in anlatımını doğru kabul edelim.

Persli Mitra bağlamında burada yapılmış olan açıklama Kilise Hıristiyanlığı’nın nasıl oluşturulduğunu açıklama noktasında bizce daha gerçekçi.

Güzel sorular soran Zeitgeist’te birkaç soru da biz soralım;

-Horus modelinde “ teslis” (baba-oğul-kutsal ruh) inancını nereye koyacağız?

-Gnostik Hıristiyan mezhebini kim ya da kimler oluşturmuştur?

Belgeselde Hz. İsa’nın mitleştirilmesi dile getirilmiş yani “ürün” ortada ama onu “üretenler” görünmüyor. Zeitgeist’tin anlatımı üzerinden düşünürsek; “m.s. 325 yılında roma hükümdarı Constantine İznik Konsili’ni topladı. Bu görüşmeler sırasında politik olarak şekillendirilen Hıristiyanlık öğretileri kabul edildi” [The Movie]. Bu işi yapanlar Constantine ve ekibi! Fakat yine bir problem var; burada “mevcut olan” bir şeyin “şekillendirilmesi” söz konusu. Bu zaten bilinen bir şey. Bizim sorumuz “şekillendirilen-mevcut olan” şeyin kim ya da kimler tarafından oluşturulduğu?

Zeitgeist’in mantığı ile cevap verecek olursak şöyle olmalı! Dört kafadar Matta-Markos-Luka ve Yuhanna oturmuşlar ve Mısırı’n Horus’una bakıp “onların Horus’u varsa bizim de İsamız olmalı” demişler ve başlamışlar yazmaya! Ama mütevazı insanlarmış ki kendilerini ne tanrı ne elçi ne de elçinin sağ kolu olarak falan takdim etmemişler. Sonra niye İsa ismini kulanmışlar!

Zeitgeist bu soruya cevap vermeli; eğer İncil’de anlatılan İsa’nın Horus’un kopyası olduğunu iddia ediyorsanız bu kopyalama işini kimin ya da kimlerin neden yaptıklarını da açıklamanız gerekirdi.

İncil’in ilk defa İsa’dan kırk yıl sonra Markos tarafından yazıldığı genel kabulünden hareketle Zeitgeist kolları sıvasın ve bir de Markos belgeseli hazırlasın! Markos bütün bu işleri neden yapmış bir öğrenelim!

Zeitgeist, İsa konusunda hiç de gerçekçi değil. İsa, Horus’un bir kopyasıdır ve gerçekliği yoktur iddiasının ise ne bir dayanağı var ne bir tutarlılığı ne de inandırıcılığı.

Saim Erduru

-Devam Edecek-

Bu kategorideki diger yazilari goster.

Yorumlar  

 
0 #8 b8dkv 2010-02-16 11:09
Kuantum fiziği, 'fizik' ise eğer, pozitif bilimdir zaten. Bilim ise doğası itibariyle eski bilimi çürütür. Neyin 'geçerliliğini yitirdiğini' anlayamadım doğrusu. 'Geçerliliğini yitiren' bir şey arıyorsanız 'dünya tepsi gibidir' diyen kutsal kitaplara bakınız.
Alıntı
 
 
0 #7 b8dkv 2010-02-02 17:26
Puta tapmakla Tanrı'yı reddetmek aynı şeyler değildir. Birisi hiyerofani'dir, yani kutsal sayılan şey (put) vasıtasıyla Tanrı/Tanrılara ulaşır. Bir kutsallık nosyonu vardır. Tanrı'yı reddeden ateizm ise doğaüstünü tümüyle reddeder.
Alıntı
 
 
+3 #6 S.E. 2010-01-30 22:24
2-hz. İsa’nın bakire bir anneden doğması, beşikte iken konuşması vs. onu “ilahlaştırmaz” , bilakis onu yaratanın kudretini gösterir. Fiziği aşamayan ilkel düşünüş antik dönemlerde “somut tanrılar” ihdas etmiş, modern zamanlarda ise pozitivist düşünüş olarak metafizik gerçekliği reddetmek şeklinde tezahür etmiştir. Puta tapmak ile tanrı’yı reddetmek aynı zihniyetin yansımalarıdır.
Kuantum fiziğinden sonra pozitivist bilim anlayışı geçerliliğini yitirmiştir.
.........
salman; “istidlalcileri n ayakları tahtadandır, tahta ayaksa pek kudretsiz pek kararsızdır” Mevlana.
Saygılar…
Alıntı
 
 
+2 #5 S.E. 2010-01-30 22:22
Akhenaton; vermiş olduğunuz linkteki yazı bilimin “felsefi inanç ve ideolojiye” alet edilmesine güzel bir örnek teşkil etmekte. Bilim kelimesinin kullanılması bir yazının bilimsel olması için yeterli değildir. Tıpkı din kelimesinin kullanılmasının o yazıyı dini bir metin yapmayacağı gibi.
Nilgün;
1-tüm peygamberlerin hz adem’den itibaren islamı tebliğ ettikleri bilgisi öncelikle Kuran’a dayanır. Bilimsel bilgi önyargısız düşünen aklı selim ile uyum içindeki bilgidir. Kuran’da her topluma bir uyarıcı gönderildiği söyleniyor. Ne bekliyorsunuz? Bir olan Allah’ın elçilerinden birinin “Rab birdir” bir başkasının –haşa- “rab üçtür” demesini mi! Burada “İslam” kelimesi literal anlamında kullanılmamıştı r; “tevhid dini” anlamında kullanılmıştır. Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği “İslam dini” bu tek dinin-tevhid dini- son ve ebedi formudur.
Alıntı
 
 
+2 #4 salman 2010-01-27 16:48
sitede "zamanın ruhu" üzerine eleştirel bir yazı okumak çok güzel..zira aylar önce -ismi lazım değil- kerli ferli bir ilahyat prof.una,zeitgeist hareketinin meydan okuma girişimi karşısında ne söylemek lazım geldiğini sorduğumda,bana halen süren bir sukut ile mukabelede bulundu :)
saim hocam..yazınızın devamını bekliyoruz elbette ama şu hususu da es geçmemeniz gerektiğini düşünüyorum..isa peygamberi ellerinden bu nevi bir defans ile kurtarsak dahi sırada musa peygamberin de olduğunu lütfen hatırlayalım :)
Alıntı
 
 
0 #3 nilgün 2010-01-15 23:48
Filimde İslam'la örtüşen tarihi kayıtları alkışlamış, yanlışlayanları eleştirmişsiniz . Hz. İsa'nın beşikte konuştuğunu, bakire bir anadan doğduğunu teyid ederek bizzat Kuran da onu ilahlaştırmamış mıdır? Yahudi ve Hıristiyan kendi dinini çürüttü; Müslümanın ki de onlarla örtüştüğü noktalarda dinler tarihi gelişmelerinden nasibini alıyor - hoşlansak da hoşlanmasak da. Felsefe bölümleri ilahiyata dönüştürülmeden önce herkes neye iman ettiğini sorgulasa iyi olur kanısındayım.
Alıntı
 
 
0 #2 nilgün 2010-01-15 23:35
Filimde bilimsel tavır yok, diyorsunuz. Tüm peygamberlerin Hz. Adem'den itibaren İslam'ı tebliğ ettiği hangi bilimsel verilere dayanıyor?
Alıntı
 
 
0 #1 AKHENATON 2010-01-03 13:28
http://neferkaminanu.wordpress.com/2009/12/17/bilim-disi-tarih-misirda-yahudi-varligi/
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile