Mehmet Nişancı

ImageSiyonizmi hepimiz biliriz. Yahudilerin dünyayı tesir altına almak ve kimi hain emellerini gerçekleştirmek için oluşturdukları teşkilat. Aslında bu yönde türlü türlü fikirler ortaya atılıp, insanımızın içine korku tohumlarını serpmekten öteye geçilememekte.

Çare üretmektense korku üretmek bizimkilerin asli vazifesiyken hakiki manada bir bilgilendirme veyahut bir yol haritası çizmek bizden çok uzak…

Osmanlı’nın yıkılış süreci, Sultan 2.Abdülhamid’in tahtan indirilmesi noktasında cahiliz. Bakınız ki olayın aslını öğrenmektense son padişahlarımızı vatan haini ilan ediyoruz. Hiç mi hiç olayı detaylarıyla, hakiki manasıyla öğrenemiyoruz; müşahede edemiyoruz.

Acaba kaç kişi Teodor Herzl’i tanır? Kaç kişi Mason teşkilatlanmasını irdeleyebiliyor? Olayın kaynaklarına inmekten ziyade duyumlara itibar ediyoruz. Kazım Karabekir Paşa’nın Masonlar hakkında yayınladığı makalesini okuyanımız var mı? Veyahut Masonların Tanzimat Dönemi’ne ilişkin teşkilatlanması ve devletin ileri gelenlerini kendi oyunlarına alet etmesi ardından İngiliz işgalinin ardından kullanılanların çöpe atılarak harcanması hiç mi dikkatimizi çekmiyor?

Tanzimat süreciyle başlayan ve günümüze kadar süregelen entrikalar hiç bitmedi bu topraklarda. Bu yazımda asıl dikkatinizi çekmeye çalıştığım husus Teşkilat-ı Mahsusa’da görevli Debreli Zünnun’un, dünyaya hâkimiyet kurmak isteyen Siyonist Teşkilatı’nın 21 maddelik düsturları. Bu maddeleri okurken dünyaya bakış açımızı biraz daha genişleteceğimizden şüphem yok.

Problem burada zuhur ediyor aslına bakarsanız. Olayları iyi okuyamıyoruz. Günü birlik bir yaşam tarzımızı kim inkâr edebilir? Yol haritası çizmekten bahsederken bunu anlatmaya çalışıyorum. Olayları iyi okuyarak sağlam ve güçlü adımlarla geleceği kucaklamamız gerek. Bu yönde bilgisizliğimizi kabul edip bir takım okumaların içine girmeliyiz. Seyyid Kutup’un, Yahudi ile Savaşımız adlı eserinde dikkat çekmek istediği husus da budur.

Bu itibarla Siyonistlerin 21 maddelik düsturlarının bir kısmını aktarırsak konumuz biraz daha açıklığa kavuşacaktır:

Genç nesilleri ahlaka mugayir telkinlerle ifsad etmeli.

Aile hayatını yıkmalı

İnsanlarla aşağı sınıflarla tahakküm etmeli

Sanatı zayıflatarak edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hale sokmalı

Mukaddesata hürmeti yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında rezilane vakalar uydurmalı

Hudutsuz bir lüks, baş döndürücü modalar icad etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik etmeli

Kalabalıkların vakitleri, eğlenceleri, oyunlarla geçirtilmeli, herkes düşünmekten alıkonulmalıdır.

Müfrit nazariyelerle fikirler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalıklar yaratılmalı, sınıflar arasına kin ve itimatsızlıklar sokmalı

Siyasi ve iktisadi buhranlar yaratmalı, servetleri mahvetmeli

Saçma nazariyeleri ortaya atarak halkı, gayr-i kabil-i tatbik fikirlerle dolambaçlı yollara sevk etmeli

Mali istikrarı bozmalı, iktisadi krizleri çoğaltmalı, spekülasyonlara yol açmalı, altını mahdut ellerde toplamalı, insaniyeti elem, ıstırap ve yoksulluk içine atmalı(1)

Kısaca bu maddeleri sunmak istedim. Aslında bunlara bir göz atınca olaylara daha farklı bir bakış açısı yakalayabiliriz. Toplumumuzun ve dünyanın içine itildiği durumu fark etmek durumundayız.

Bu toprağın nesilleri çok kan kaybetti. Cihan Harbi’nin ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından verdiğimiz zayiatın, kaybolan nesillerin bedelini çokça ödedik. Hala da ödüyoruz. Bu durumdan, bu eksiklikten bir an evvel uzaklaşmalıyız.

Bu hususta nitelikten ziyade niceselliğin bir hikmeti olmuyor. Niceliğin içi nitelikle doldurulduğu vakit işlerimiz yol alacaktır…

Bir hocamızla muhabbet ederken, adam eksikliğinden bahsolunmuştu. Adam eksikliği…

Adam gibi yetişmek… Adam yetiştirmek… Muallimlerimizin değer vermesi gereken nokta burası.

“Saldım çayıra, mevlam kayıra”, zihniyetinden ziyade, devletini, milletini, vatanını seven, bunlara âşık bir nesil yetişmeli bu vatanın bağrından…

Ebû Ubeyde bin Cerrahlar, Ahmet Yeseviler, Kazım Kara Bekir Paşalar, Abdülhamidler, Mehmed Akifler yetişmeli bu vatanda…

Şu halimize bakın ki vatan içinde hala kardeşçe yaşamayı beceremedik. Ayrılık ve gayrılıklarla vakit geçiriyoruz, kan kaybediyoruz. Alevi meselesi, Kürt sorunu hala çözülemedi. Ve devleti soyup soğana çevirenler, ihtirasları peşinde koşanlar cabası.

Devletin ileri gelenleri, bu sorunları bir daha olmamak kaydıyla çözmeli. Muallimlerimiz bu neslin evlatlarını donanımlı yetiştirmeli. Gençlik varlığına inanmalı, içindeki cevheri keşfetmeli… Çalışan, vatanının güçlenmesi için daha iyi çalışmalı… Vazifesi olanlar işini hakkıyla yerine getirmeli.

Adam yetişmeli… Adam olunmalı…

Bu vatan, boş şeylerle çok oyalandı. Kendi çıkarlarını gözetenlerin oyunlarına kurban edildi. Biz Ali Kalkancılarla uyutulduk, biz içimize atılan nifak tohumlarıyla, sağ-sol kavgalarıyla uyutulduk. Sırf birilerinin çıkarları için bu vatanda kardeş kardeşi vurdu.. Elimizde ne kaldı! Bir de herkes kendi görüşüne kurban gidenleri övdü, diğerlerine sövdü. Övdüğün kim, sövdüğün kim be adam? Uyutulduk ve de uyumakta bu ısrar neden?

Uyutanlar devleti soydu. Uyandığımızda ise iyice fakir düştük, mecalsiz kaldık. Hani Afrika’ya Batının yaptıkları şöyle anlatılır: “Onlar geldiğinde ellerinde İncil vardı bizim elimizde ise altın. Gözlerimizi kapatmamız söylendi. Gözlerimizi açtığımızda elimizde İncil, onların elinde ise altınlarımız vardı.”

Çok iyi biliyoruz ki bu topraklarda bunu yapmakta zorlandılar. Çünkü güçlü bir medeniyetten besleniyorduk ki, bunu da zayıflatmaya kalkıştılar. Ama yeter bu kadar! Biz uyumayacağız ve çalışacağız… Gece veyahut gündüz… Durmadan, dur durak bilmeden. Çünkü bizi besleyen can damarlarımız var. Ecdadımızın gücü var, samimiyeti var ve kavî bir imanımız…

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” iken neden aciz olayım, düsturu yerleşmeli zihnimize…

Benim Medeniyetime sövene, ben cehdimle cevap veririm…

Şunu sormalıyız kendimize; sinemalarda ayı bir şahsiyet sergileyen karakterin canlandırıldığı bir film, gişe rekorları kırarken, vatan mücadelesinin anlatıldığı 120 filmi neden dikkate alınmadı. Saçma filmin açıklaması da şuydu, sinemaya gidenler o karakterde kendini gördüğü için bu filme önem verdi. Yapmayın Allah aşkına! Neden bu ayılığı kendimizde görüyoruz. Biz 120 filminde kendimizi görmemiz gerekirken, niye bizimle alakası olmaması gereken bir karaktere bürünüyoruz. Gerçekten kendini, o karakterde gören varsa biz ne haldeyiz!

Biz aptallaştırıldık. Ve aşağılık karaktere rağbet ederek insanlığımızdan biraz daha kaybettik. Bu hazin verici bir durum! Bu bir hezeyan!

Mehmet Nişancı

1-Ahmet Gürkan: İslam Kültürünün Garbı Medenileştirmesi, Nur yayınları S. 31-32

Bu kategorideki diger yazilari goster.

Yorumlar  

 
0 #4 2008-12-19 16:17
bunlar çok doğru sözler..ama bizler eziliyoruz bence birileri bizim susmamızı istiyoooo we biz de susuyoruz keşke cesur olabilseydik
Alıntı
 
 
0 #3 2008-12-19 14:25
mantıklı...
saymış olduğunuz 21 maddenin daha niceleri vardır...

"Saldım çayıra, mevlam kayıra "
tabiri benimsememeliyi z....(ve bunun gibi bir çok ...)
onun yerine evlatlarımızı yeni neslimize gereken ilgi ve alakayı göstererek doğru yolu benimsemesini
sağlamak...
...
Alıntı
 
 
0 #2 2008-12-19 14:19
bize sunulana hayır demeyi adet edinemedik çe ve işaret edilene itibar ettik çe bir sesimiz olamayacak..
aptallaştırılmış!! olduğumuz muhakkak ve önüne ge çmek i çin yapılacak olan bir çok şeyden birisiyse kendi gündemimizi kendi sesimizi oluşturmak..
ekranlarımızdan vıcık vıcık ahlaksızlık fışkırıyor ve nasıl oluyor anlamıyorum MÜSLÜMANLAR isyan etmiyor.. bunu idrak edebilmem imkansız..
Türkiyede televizyon seyredip hala isyan etmeyen Müslüman beni korkutuyor.. kesinlikle Müslümanlığımız adına endişeliyim..


dünya üzerinde 2008 senesi rakamlarına göre 1,5 milyara yakın müslümana rağmen hala daha emperyal gü çler müslüman topraklarında cirit atabiliyorsa..
bu sadece adı simon adı yosef olanların gücü ile mümkün olmuş değil hatta daha ötesinde bunu aylnız başarmalarına mkan da yoktur..
onların kölesi haline gelmiş adı abdullah-misal ürdün kralı ve daha nicesi- adı hünsü olanların aptallıkları dolayı â??aptallaştırılmışlıkları- sıyla mümkün olabilmiştir..


söz uzun dert büyük..


dua ile..
Alıntı
 
 
0 #1 2008-12-18 23:13
doğru söze ne hacet kardeş.. çalışmalarınızda başarılar..
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile