Hocalarımızdan
Şarkiyatçı Bakış Açısının Din Araştırmalarına Etkisi-I![]() Edward Said şarkiyatçılık adını verdiği olguyu çeşitli açılardan farklı şekillerde tanımlasa da o şarkiyatçılık derken kabaca batılı zihnin doğu ama özellikle... |
Çağdaş Kerbelalar![]() Hz. Hüseyin, Kufe’ye doğru yola çıkma kararı aldığında Mekke ve Medine halkı yıkılıyordu. En yakınındakiler, onu bu kararından vazgeçirmeye çalışıyorlardı.... |
“Küçük zenci çocuk, şehrin lunaparkında dolaşırken satıcının elindeki balonları seyre dalmıştı. Her renkten ve her biçimden balonlar ışıl ışıl parlıyordu.
Derken birdenbire kırmızı balon kazara bağlandığı yerden kurtularak havada uçtu ve nihayet aşağıdan seçilemeyecek kadar yükseldikten sonra gözden kayboldu.
Bu manzarayı seyretmek için o kadar çok insan toplanmıştı ki satıcı bir tane daha bırakmanın iyi reklam olacağını düşünerek havaya parlak sarı renkte bir balon daha bıraktı.
Arkasından bir tane de beyazını çözdü. Küçük zenci, olduğu yerden büyük bir hayranlıkla ardı ardına uçan rengârenk balonları seyrettikten sonra “baloncu amca” dedi. “Acaba bir de siyah renkte balon bıraksanız, ötekiler kadar yükselir mi?”
Baloncu adam anlayışlı bir bakışla çocuğa tebessüm ederek siyah renkli balonu çözdü. Parmaklarını gevşetip onu da boşluğa bırakırken “Yavrum!” dedi, “Bizi yükselten dışımızdaki renk değil, içimizdeki sevgi ve inançtır.”
Demokratik açılımın tartışıldığı şu günlerde çok manidar bulduğum bu öyküyü sizinle paylaşmak istedim.
Gerçekten de bizi yükselten ne rengimiz ve dilimiz, ne etnik kimliğimiz, ne cinsiyetimiz, ne makamımız, ne de malımız-mülkümüzdür.
Yevm-i mahşerde kimseye teninin rengi, hangi dili konuştuğu, cinsiyeti, Kürtlüğü-Türklüğü, Aleviliği-Sünniliği sorulmayacak. Kur’an’ın ifadesiyle, ancak ‘selim kalp sahipleri’ yakayı kurtarabilecek.
Et ve tırnak gibi birbirine geçmiş olan bu milletin efradına tekrar kendine gelmesi için hatırlatmalarda bulunmak ne kadar acı bir durum. Ancak ortada da bir gerçek var. Dini ve etnik ayrışmalar almış başını gidiyor.
“Neden böyle oldu, nasıl böyle oldu” sorularıyla artık kaybedecek zaman kalmadı. Ancak şu bir gerçek ki; kendi ülkesinde kendi insanına parya muamelesini layık gören ve kendilerini azınlık durumunda hissetmelerine yol açan zihniyetin çok büyük vebali ve günahı var.
Demokrasi deyince keser gibi hep kendilerine yontan, nimetler paylaşıldığında ‘Rabbena hep bana’ mantığıyla hareket edip külfet dağılımına geldiğinde ‘ötekileri’ öne süren aklıevveller nasıl hesap verecekler merak ediyorum doğrusu.
Yangın tamamen sarmadan elbette yapılacak işler var; Bu anlamda hükümetin açılımı kadar fertlerin ve sivil toplum örgütlerinin de zihni açılımlarına ve faaliyetlerine gereksinim var.
Toplumsal belleğimizde ne kadar tahammülsüz ve önyargılı olduğumuzun en son örneğini bir futbol maçı esnasında gördük. Sanki gizli bir el, toplumun huzur ve kardeşliğine dinamiti koyup başlatılan bu süreci baltalamak ister gibiydi.
‘Toptancı’ bir zihniyet’ ve ‘yargısız infaz’ bakış açısıyla geldiğimiz nokta ortada. Birilerinin bu durumun sürmesinden çok büyük çıkarları olsa gerek ki, yangına körükle gidiliyor.
Dini referanslarımız ve kadim kültürümüz bize her türlü etnik ayrımcılığın karşısında durmamızı gösterirken, bugün gelinen noktada yaşananları anlamak ve izah etmek mümkün değil.
Paylarımız ne kadar çok olursa olsun, ortak paydada buluştuktan sonra artık ne önemi olabilir?
Renklerimiz ne kadar farklı olursa olsun, aynı atanın (Âdem’in) çocukları olduktan sonra ne değişir?
Dillerimiz ne kadar farklı olursa olsun, sevgi dilini geliştirdikten sonra bizi kim tutabilir?
Görüş ve düşüncelerimiz ne kadar ayrı düşse de, sevdalarımız ve düşlerimiz aynı yöneyse ne kaybederiz?
Aynı türküyü farklı dillerde söyleyen bu vatan evlatlarının kendine gelmesi için fazla uzağa gitmeden hemen yanı başındaki Çanakkale’yi görmeleri yetmez mi?
Bugünkü hain planları tezgâhlayanların dedelerine karşı Kürt-Türk, Alevi-Sünni demeden yurdu savunurken koyun koyuna can verip yatanlar en büyük ibret olsa gerektir.
Birileri on yıllar önce bizi yumuşak karnımızdan vuracak çok kötü bir senaryo yazdı. İçimizdeki hainler ve cahiller bu oyuna geldiyse de kahir ekseriyet ortak akıl ve sağduyuyla gelmedi ve inşallah gelmeyecek
Çoğu gitti azı kaldı, güzel günler bizim olacak inşallah..
İhsan Ünlü
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





